Pantolonunun beli sıkmaya başladı.
Kilo aldığını fark ediyorsun ama asıl merak ettiğin şey şu:
“Bu kilolar insülin direncine mi neden oldu, yoksa insülin direnci olduğu için mi kilo aldım?”
Aslında ikisi de mümkün ve aralarındaki ilişki düşündüğünden daha karmaşık.
İnsülin direnci neden oluşur?
İnsülin direnci, hücrelerin insülinin etkisine gerektiği kadar iyi yanıt vermemesi durumudur.
İnsülinin temel görevlerinden biri, kandaki glukozun hücrelere alınmasına yardımcı olmaktır. Hücreler insüline daha az duyarlı hale geldiğinde vücut bu durumu telafi etmek için daha fazla insülin üretebilir.
Peki hücreler neden insüline daha az duyarlı hale gelir?
Tek bir nedeni yoktur.
Fazla vücut yağı, özellikle karın çevresindeki yağlanma, düşük fiziksel aktivite, genetik yatkınlık, uyku düzensizliği ve uzun süreli enerji fazlası insülin direnci gelişiminde rol oynayabilir.
Yani mesele sadece “çok şeker yedim, insülin direncim oldu” kadar basit değildir.
Kilo almak insülin direncine nasıl katkıda bulunur?
Vücut yağının artması, özellikle karın bölgesindeki yağ dokusunun genişlemesi metabolik sistemi etkileyebilir.
Yağ dokusu yalnızca enerji depolayan pasif bir doku değildir. Metabolizma üzerinde etkili çeşitli sinyaller ve maddeler üretir.
Yağ dokusu arttıkça bu sistemin dengesi değişebilir ve insülinin etkisine verilen yanıt zaman içerisinde bozulabilir.
Bu nedenle fazla kilo ile insülin direnci arasında güçlü bir ilişki vardır.
Ama burada da bir ayrım var:
Fazla kilolu olmak insülin direncinin zorunlu şartı değildir.
Normal vücut ağırlığında olan bir kişide de genetik yatkınlık, fiziksel hareketsizlik veya vücut yağının dağılımı gibi faktörler nedeniyle insülin direnci görülebilir.
Peki insülin direnci kilo aldırır mı?
İşte konu burada biraz daha karışıyor.
İnsülin direnci doğrudan “ne yersen kilo alırsın” şeklinde çalışan bir mekanizma değildir.
Fakat bazı kişilerde iştah düzenini ve beslenme davranışını etkileyebilir.
Sık acıkıyorsan, öğünden kısa süre sonra yeniden yemek istiyorsan veya özellikle tatlı ve yüksek enerjili yiyeceklere karşı isteğin arttıysa gün boyunca daha fazla yemek kolaylaşabilir.
Bu da zaman içerisinde enerji alımının artmasına ve kilo kazanımına katkıda bulunabilir.
Dolayısıyla ilişki çoğu zaman şöyle ilerleyebilir:
Kilo artışı → metabolik değişiklikler → insülin direnci → iştah ve beslenme düzeninde zorlanma → daha fazla kilo artışı
Ama bu döngü herkes için aynı şekilde gerçekleşmez.
Göbek bölgesindeki yağlanma neden daha fazla konuşuluyor?
İnsülin direnci denildiğinde özellikle bel çevresindeki yağlanmanın üzerinde durulmasının bir nedeni var.
Vücut yağının nerede toplandığı, yalnızca toplam yağ miktarı kadar önemli olabilir.
Karın çevresindeki yağlanma metabolik açıdan daha olumsuz bir yağ dağılımıyla ilişkili olabilir.
Bu yüzden yalnızca tartıdaki kilona bakmak yerine bel çevrendeki değişimi de takip etmek anlamlıdır.
Örneğin kilon çok fazla değişmemiş olsa bile bel çevren belirgin şekilde artıyorsa bu, vücut kompozisyonundaki değişiklikler açısından dikkate alınabilir.
Her kilo alan kişide insülin direnci oluşur mu?
Hayır.
Kilo artışı insülin direnci riskini artırabilir fakat otomatik olarak insülin direnci gelişeceği anlamına gelmez.
Benzer şekilde insülin direnci olan herkesin fazla kilolu olması da gerekmez.
Genetik yapı, yaş, fiziksel aktivite, uyku, vücut yağının dağılımı ve beslenme düzeni gibi birçok faktör aynı anda rol oynar.
Bu yüzden yalnızca tartıdaki rakama bakarak:
“Kilom normal, o halde insülin direncim olamaz.”
veya
“Kilom fazla, kesin insülin direncim var.”
demek doğru değildir.
Kilo verdikçe insülin direnci düzelir mi?
Çoğu kişide kilo kaybı insülin duyarlılığında iyileşme sağlayabilir.
Bunun için mutlaka çok büyük miktarlarda kilo vermen gerektiği düşünülmemeli. Özellikle fazla vücut ağırlığı bulunan kişilerde mütevazı miktarda kilo kaybı bile metabolik açıdan fayda sağlayabilir.
Fiziksel aktivitenin artırılması da burada ayrıca önemlidir.
Çünkü kas dokusunun glukoz kullanımını artırmak için yalnızca tartıdaki rakamın değişmesini beklemen gerekmez.
Daha düzenli hareket etmek, kilo kaybından bağımsız olarak insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etki oluşturabilir.
Bu süreci tek başına yönetmekte zorlanıyor musun?
İnsülin direncini düzeltmek için sadece kilo vermek yeterli mi?
Her zaman tek başına yeterli değildir.
Kilo vermek önemli bir parça olabilir ama nasıl yaşadığın da önemlidir.
Gün içerisinde ne kadar hareket ettiğin, öğünlerinin içeriği, uyku düzenin ve uzun süre oturup oturmadığın gibi faktörler de metabolik sağlığı etkiler.
Örneğin kilo vermeden önce bile fiziksel aktiviteni artırman ve beslenme düzenini iyileştirmen fayda sağlayabilir.
Bu nedenle insülin direncini yalnızca “kaç kilo vermeliyim?” sorusuna indirgemek doğru olmaz.
İnsülin direncim varsa kilo vermem daha mı zor?
Bazı kişiler için evet.
Özellikle yoğun açlık, sık atıştırma veya tatlı isteği gibi sorunlar yaşıyorsan beslenme düzenini sürdürmek daha zor olabilir.
Fakat insülin direnci kilo vermeyi imkânsız hale getirmez.
Burada amaç kendini daha fazla aç bırakmak değil, açlık ve tokluk düzenini yönetebileceğin bir beslenme sistemi oluşturmaktır.
Kilo kaybı sağlandıkça metabolik iyileşmeler de sürece eşlik edebilir.
Sonuç
İnsülin direnci ile kilo arasında tek yönlü bir ilişki yoktur.
Fazla vücut yağı insülin direnci gelişme riskini artırabilir. İnsülin direnci de bazı kişilerde açlık ve yeme davranışını etkileyerek kilo kontrolünü zorlaştırabilir.
Bu yüzden:
“Önce kilo aldım, sonra insülin direncim çıktı.”
veya
“İnsülin direncim var, bu yüzden kilo alıyorum.”
şeklinde yalnızca tek bir neden üzerinden düşünmek eksik kalır.
Asıl mesele, kilo, yağ dağılımı, beslenme, hareket, uyku ve metabolik durumun birbirini nasıl etkilediğini birlikte değerlendirmektir.
REFORM8 İLE HARİKA BİR BAŞLANGIÇ
Formu doldur, hedeflerine giden yolda ilk profesyonel adımı birlikte atalım.
BAŞVURU FORMUNA GİT