Saat 16.00.
Canın bir anda çikolata, bisküvi veya tatlı bir şey çekiyor. “Vücudumun şekere ihtiyacı var.” diye düşünüyorsun.
Peki gerçekten öyle mi?
Tatlı isteği şeker eksikliğinden mi kaynaklanır?
Genellikle hayır.
Tatlı yeme isteğinin ortaya çıkması, vücudun mutlaka şekere ihtiyacı olduğu anlamına gelmez.
Vücudun enerji için glukoza ihtiyacı vardır ancak bu, sürekli olarak şekerli yiyecek tüketmen gerektiği anlamına gelmez. Vücut ihtiyaç duyduğu glukozu yalnızca çikolata, şeker veya tatlılardan almak zorunda değildir.
Karbonhidrat içeren birçok besin sindirim sırasında glukoza dönüştürülebilir. Ayrıca vücut gerektiğinde farklı kaynaklardan da glukoz üretebilir.
Bu nedenle öğleden sonra gelen:
“Acilen tatlı yemeliyim.”
hissini doğrudan “şekerim düştü” şeklinde yorumlamak doğru değildir.
Özellikle insülin direnci olan kişilerde tatlı isteğinin altında çok daha farklı nedenler bulunabilir.
İnsülin direnci tatlı isteğini artırır mı?
İnsülin direnci ile yoğun tatlı isteği arasında ilişki bulunabilir ancak bu ilişkiyi tek bir mekanizmayla açıklamak mümkün değildir.
İnsülin direncinde hücrelerin insüline verdiği yanıt azalabilir. Vücut bunu telafi etmek için daha fazla insülin salgılayabilir.
Kan glukozu ve insülin arasındaki bu değişiklikler bazı kişilerde yemek sonrası yorgunluk, açlık veya yeniden yeme isteği gibi şikâyetlerle birlikte görülebilir.
Fakat burada önemli bir ayrıntı var.
Tatlı istemek, insülin direncinin tanısal bir belirtisi değildir.
İnsülin direnci olan herkesin tatlı krizi yaşaması gerekmez. Aynı şekilde sık sık tatlı isteyen herkesin insülin direnci olduğu da söylenemez.
Bu nedenle tek başına tatlı isteğinden metabolik bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.
Kan şekeri düşünce neden tatlı istiyoruz?
Kan glukozunun gerçekten düşmesi ile tatlı yeme isteği birbirine karıştırılabiliyor.
Kan glukozunun normalden düşük seviyelere inmesi bazı kişilerde açlık, titreme, terleme, çarpıntı, halsizlik ve yoğun yeme isteği gibi belirtilere neden olabilir.
Bu durumda kişinin hızlı enerji sağlayacak besinlere yönelmesi anlaşılabilir.
Ancak her tatlı isteği hipoglisemi anlamına gelmez.
Örneğin öğle yemeğinden iki saat sonra çikolata istemen, kan şekerinin tehlikeli şekilde düştüğünü göstermez.
Özellikle kişi bu durumu her gün aynı saatte yaşıyorsa, alışkanlıklar ve gün içerisindeki beslenme düzeni de işin içine girebilir.
Bu nedenle:
“Tatlı istiyorum → şekerim düştü.”
şeklindeki denklem her zaman doğru değildir.
Gün içinde az yemek akşam tatlı krizine neden olabilir mi?
Olabilir.
Gün içerisinde uzun süre aç kalmak veya öğünlerde yeterli enerji alamamak, günün ilerleyen saatlerinde daha güçlü bir yeme isteğine yol açabilir.
Özellikle “Kilo vereceğim.” düşüncesiyle gün boyunca çok az yiyip akşam kendini kontrol etmeye çalışmak, bazı kişilerde tam tersine dönebilir.
Akşam saatlerinde mutfağa girildiğinde bir anda:
- Çikolata
- Bisküvi
- Dondurma
- Tatlı
- Hamur işi
gibi daha yoğun enerji içeren yiyeceklere yönelmek mümkün olabilir.
Burada sorun mutlaka “iradesizlik” değildir.
Vücudun gün boyunca yeterince enerji almaması, iştah düzeninin bozulması ve zihinsel olarak sürekli yiyecekleri kısıtlama çabası bu davranışın ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir.
Bu süreci tek başına yönetmekte zorlanıyor musun?
Tatlı isteği neden özellikle çikolata ve hamur işi oluyor?
Çünkü bütün yiyecekler beynimiz tarafından aynı şekilde algılanmıyor.
Şeker, yağ ve tuz açısından zengin; yoğun aromalı ve kolay tüketilen yiyecekler daha yüksek ödül değeri taşıyabilir.
Çikolata, kurabiye, dondurma ve benzeri yiyeceklerin birbiri ardına yenmesi de bu nedenle oldukça kolay olabilir.
Üstelik bu durum yalnızca biyolojiyle açıklanmaz.
Bir yiyeceği sürekli yasaklamak da o yiyeceğe yönelik zihinsel ilgiyi artırabilir.
“Bunu asla yememeliyim.”
“Bugün de dayanacağım.”
“Bir kere yersem bütün diyet bozulur.”
gibi düşünceler, yiyeceğin zihinde olduğundan çok daha önemli hale gelmesine neden olabilir.
Sonunda kişi tatlıyı yediğinde yalnızca fiziksel açlığı değil, gün boyunca biriktirdiği kısıtlama hissini de gidermeye çalışabilir.
Stres tatlı isteğini artırır mı?
Evet, bazı kişilerde artırabilir.
Stresli olduğunda sadece midenin değil, beynin de yiyecekle ilişkisi değişebilir.
Özellikle yoğun ve yorucu bir günün sonunda kişi kendisini rahatlatacak, hızlı haz sağlayacak yiyeceklere yönelebilir.
Tatlılar bu noktada oldukça cazip hale gelebilir.
“Bugün çok yoruldum, bari bunu yiyeyim.”
“Bütün gün uğraştım, bunu hak ettim.”
gibi düşünceler zaman içerisinde belirli bir yeme davranışını pekiştirebilir.
Bu nedenle her tatlı isteğini biyolojik bir problem olarak görmek de doğru değildir.
Bazen mesele açlık değil, stresle baş etme biçimidir.
Uykusuzluk tatlı isteğini artırabilir mi?
Uyku da burada gözden kaçırılan faktörlerden biri.
Yetersiz veya kalitesiz uyku, iştahı düzenleyen hormonal sinyalleri ve beynin yiyeceklere verdiği yanıtı etkileyebilir.
Özellikle uykusuz kaldığın günlerde yüksek kalorili, tatlı veya yağlı yiyeceklerin daha cazip gelmesi şaşırtıcı değildir.
Bu nedenle sürekli tatlı isteyen bir kişiye sadece beslenme açısından bakmak eksik kalabilir.
Gece geç yatmak, düzensiz uyumak veya sürekli yorgun olmak da gün içerisindeki yeme davranışını değiştirebilir.
Tatlı isteği insülin direncinin belirtisi midir?
Tek başına değildir.
Yoğun tatlı isteği; insülin direnci, düzensiz beslenme, uzun açlık dönemleri, stres, uyku yetersizliği, alışkanlıklar ve çevresel faktörlerle ilişkili olabilir.
Bu nedenle sadece:
“Son zamanlarda çok tatlı istiyorum.”
diyerek insülin direnci tanısı koymak mümkün değildir.
İnsülin direncinden şüphelenildiğinde kişinin genel klinik durumu ve gerekli değerlendirmeler birlikte ele alınmalıdır.
Tatlı isteğinin ne zaman ortaya çıktığı da burada önemli olabilir.
Her gün öğleden sonra mı?
Akşam yemeğinden sonra mı?
Gece yatmadan önce mi?
Yoksa stresli olduğun dönemlerde mi?
Bu ayrıntılar, davranışın arkasındaki mekanizmayı anlamaya yardımcı olabilir.
Şeker yemeyince vücutta ne olur?
Şekerli yiyecekleri tüketmemek, vücudun “şekersiz kaldığı” anlamına gelmez.
Vücudun ihtiyaç duyduğu glukozu yalnızca sofra şekeri veya tatlılardan sağlaması gerekmez.
Ekmek, bulgur, yulaf, meyve, baklagiller ve diğer karbonhidrat içeren besinler de glukoz metabolizmasına katkıda bulunur.
Ayrıca vücut gerektiğinde kendi glukozunu da üretebilir.
Bu yüzden:
“Tatlı yemiyorum, vücudum şekersiz kaldı.”
şeklindeki düşünce fizyolojik olarak doğru değildir.
Tatlı yemeye yönelik güçlü bir isteğin olması da otomatik olarak vücudun şeker istediğini göstermez.
Tatlı isteğini tamamen bastırmak gerekir mi?
Burada da “Tatlıyı tamamen hayatından çıkar.” yaklaşımı her zaman işe yaramaz.
Çünkü bazı kişilerde aşırı kısıtlama, yiyeceğe yönelik düşüncelerin daha da artmasına neden olabilir.
Bir yiyeceği sürekli yasaklı görmek, zamanla kişinin o yiyecekle ilişkisini daha da problemli hale getirebilir.
Özellikle daha önce defalarca diyet yapmış kişilerde “yasak → dayanma → kontrolün kaybedilmesi → pişmanlık → yeniden yasaklama” döngüsü görülebilir.
Bu nedenle tatlı isteğini yalnızca irade üzerinden değerlendirmek eksik kalır.
Asıl önemli olan, bu isteğin ne zaman ve neden ortaya çıktığını anlamaktır.
Sonuç
İnsülin direncinde tatlı isteği görülebilir ancak tatlı istemek, vücudun şeker eksikliği yaşadığı anlamına gelmez.
Aynı şekilde her tatlı isteği insülin direncinden kaynaklanmaz.
Gün içerisinde yetersiz beslenmek, uzun süre aç kalmak, uyku düzensizliği, stres, alışkanlıklar ve yiyecekleri aşırı kısıtlamak bu isteğin ortaya çıkmasında rol oynayabilir.
Bu nedenle sürekli tatlı isteyen bir kişinin sadece “iradem zayıf” diye düşünmesi de, “vücudumun şekere ihtiyacı var” demesi de tabloyu tam olarak açıklamaz.
Önemli olan tatlı isteğini bastırmaya çalışmadan önce hangi koşullarda ortaya çıktığını ve kişinin genel beslenme düzeniyle nasıl ilişkili olduğunu değerlendirmektir.
