İnsülin Direnci Olanların Dikkat Etmesi Gereken 5 Katkı Maddesi

“Şekersiz”, “light”, “fit” veya “proteinli” yazıyor diye bir ürünü otomatik olarak iyi seçenek kabul etmek kolay…

Asıl hikâye çoğu zaman paketin arkasındaki içindekiler listesinde başlıyor.

İnsülin direnci açısından özellikle dikkat çekmeye değer 5 katkı maddesi grubu var. Hemen yazıyı okumaya geçelim..

1. Yüksek Yoğunluklu Tatlandırıcılar

Sukraloz, asesülfam-K ve aspartam gibi tatlandırıcılar, şeker yerine kullanılan ve çok küçük miktarlarda yoğun tatlılık sağlayan maddelerdir.

Bu nedenle özellikle “şekersiz”, “zero” ve “light” ürünlerde sık karşımıza çıkarlar.

Burada aspartam ayrı bir başlık olarak dikkat çekiyor. IARC, 2023 yılında mevcut kanıtları değerlendirerek aspartamı Grup 2B, yani insanlar için muhtemel kanserojen olarak sınıflandırdı. Bu sınıflandırma, aspartam tüketiminin kesin olarak kanser yaptığı anlamına gelmiyor; mevcut kanıtların belirli bir kanser türü açısından sınırlı bir risk sinyali gösterdiğini ifade ediyor…

Sukraloz ve asesülfam-K için de metabolik sağlık ve bağırsak mikrobiyotası üzerindeki etkiler araştırılmaya devam ediyor.

Buradaki önemli nokta şu:

“Şeker yok” demek, ürünün otomatik olarak metabolik açıdan iyi olduğu anlamına gelmiyor.

Ayrıca kalorisiz diye satılıp tatlandırıcı eklenen gıdalar şekerli içerik tüketme bağımlılığını azaltmayabilir.. Sonuçta vücut istediği o şeker lezzetini yine alıyor..

2. Emülgatörler

Emülgatörler, yağ ve su gibi normalde kolayca birbirinden ayrılan bileşenlerin bir arada tutulmasına yardımcı oluyor.

Polisorbat-80 ve karboksimetilselüloz bunlara örnek.

Hazır soslarda, tatlılarda, dondurmalarda, paketli ürünlerde ve farklı işlenmiş gıdalarda karşımıza çıkabiliyorlar.

Bu maddelerin özellikle bağırsak mikrobiyotası ve bağırsak geçirgenliği üzerine etkileri netleşmedi..

Buradaki konu yalnızca “bu katkı maddesi var mı?” değil.

Ultra işlenmiş gıdaların düzenli tüketimiyle birlikte emülgatörlere maruziyetin artması, son yıllarda metabolik sağlık açısından üzerinde durulan konulardan biri.

Bu nedenle içerik listesindeki uzun ve anlaşılması zor isimleri sürekli görüyorsan, ürünün ne kadar işlenmiş olduğunu da sorgulamak gerekiyor.

3. Nitrit ve Nitratlar

Nitrit ve nitratlar özellikle:

  • Sucuk
  • Salam
  • Sosis
  • Pastırma
  • Diğer işlenmiş et ürünlerinde

karşımıza çıkabiliyor.

Bu maddeler üretimde ürünün korunması, raf ömrünün uzatılması ve işlenmiş et ürünlerinin karakteristik özelliklerinin oluşması açısından kullanılabiliyor.

Fakat burada dikkat edilmesi gereken daha büyük bir konu var:

İşlenmiş et tüketiminin kendisi.

Yani mesele sadece etikette “nitrit” veya “nitrat” kelimesini görmek değil.

İşlenmiş etlerde ki bu tip tuzlar uzun vadede mide sorunları oluşturmakla birlikte bağırsak geçirgenliğini de olumsuz etkileyebiliyor..

Haliyle şeker ve yağ metabolizmasında dengesizlik olmasıyla beraber insülin direnci ve kolesterol oluşmasına katkıda bulunabiliyor..

REFORM8

Bu süreci tek başına yönetmekte zorlanıyor musun?

Bilgi Al →

4. Sülfitler

Sülfitler, bazı gıdalarda koruyucu olarak kullanılan katkı maddeleri arasında bulunuyor.

Özellikle bazı kurutulmuş meyvelerde, işlenmiş ürünlerde ve içeceklerde karşımıza çıkabiliyor.

Bazı kurutulmuş ürünler, raf ömrünü ve görünümünü korumak amacıyla sülfit içerebiliyor.

Burada sülfitler hakkında şunu bilmek gerek. Bağırsakta sindirildikleri zaman hidrojen sülfür denen bir madde artışı yaratırlar. Bu madde bağırsak geçirgenliğini arttırarak insülin direnci gibi rahatsızlıkların iyileşmesini zorlaştırabilir.

Sülfit içeren gıdaları tüketme demiyorum ama bunu içeren gıdalara ne kadar maruz kaldığını takip et. Diğer tüm katkı maddelerinde olduğu gibi. Durumun farkında ol.

5. Fosfat Katkıları

Fosfor vücudun ihtiyaç duyduğu bir mineraldir.

Fakat paketli gıdalarda fosforik asit ve çeşitli fosfat tuzları katkı maddesi olarak da kullanılabilir.

Özellikle işlenmiş gıdaların içerik listelerinde farklı fosfat bileşikleriyle karşılaşmak mümkün.

Şöyle bir durum var. Yüksek miktarda alınan inorganik fosfat katkı maddeleri, bağırsak mikrobiyotasının dengesini (disbiyozis) olumsuz etkileyebilir .Faydalı bakteri çeşitliliğini azaltırken, bağırsak duvarına zarar verip iltihaplanma riskini artırabilir. Tabi bununda insülin direncini ile ilgili olduğunu hatırlatmak gerekir.

Market alışverişinde en sık yapılan hata

Bir ürünün ön yüzündeki ifadeye güvenmek.

“Şekersiz.”

“Fit.”

“Proteinli.”

“Light.”

“Doğal.”

Bunların hiçbirisi tek başına ürünün beslenme açısından iyi olduğunu kanıtlamıyor.

Özellikle insülin direnci söz konusu olduğunda ürünün arka yüzündeki içindekiler ve besin değerleri tablosu çok daha fazla bilgi veriyor.

Bir ürünün içinde sukraloz, aspartam, polisorbat-80 veya başka bir katkı maddesi bulunması kadar, o ürünün günlük beslenmende ne kadar yer kapladığı da önemli.

Sonuç

İnsülin direnci olanların özellikle farkında olması gereken katkı maddesi grupları arasında:

Yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar
Sukraloz, asesülfam-K, aspartam

Emülgatörler
Polisorbat-80, karboksimetilselüloz

Nitrit ve nitratlar
Özellikle işlenmiş et ürünlerinde

Sülfitler
Bazı işlenmiş ve kurutulmuş ürünlerde

Fosfat katkıları
Fosforik asit ve çeşitli fosfat tuzları

yer alıyor.

Buradaki amaç markette gördüğün her katkı maddesinden korkmak değil.

Etiket okumayı öğrenmek ve “şekersiz” yazan her ürünü sağlıklı, “katkılı” olan her ürünü zararlı kabul etmemek.

İnsülin direncinde asıl farkı yaratan ise tek bir katkı maddesinden çok, bu ürünlerin günlük beslenme düzeninde ne kadar ve ne sıklıkta yer aldığı.

İLK ADIMINI ŞİMDİ AT

REFORM8 İLE HARİKA BİR BAŞLANGIÇ

Formu doldur, hedeflerine giden yolda ilk profesyonel adımı birlikte atalım.

BAŞVURU FORMUNA GİT

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir